Vergi Portalı

 
 
Ana Sayfa>Köşe Yazıları >Recep Bıyık >
    14.05.2018

 
   

Recep Bıyık

PwC Türkiye Mevzuat, Eğitim ve Araştırma Başkanı

 
  Seçilmiş Güncel Danıştay Kararları  

Vergi mahkemeleri ve Danıştay tarafından verilen kararlar vergi hukukçuları ve uygulayıcıları için önemli. Yargı kararları olayına özgü kararlar. Ancak benzer işlemler açısından hem kararların kendisi hem de gerekçeleri yol gösterici olabiliyor.

Yargı kararlarına ulaşmak her zaman kolay olmuyor. Ben diğer kaynaklar yanında, üç ayda bir yayımlanan Danıştay Dergilerinden takip etmeye çalışıyorum. Dergide azımsanmayacak sayıda, seçilmiş, önemli karar yayımlanıyor. İlgilenenlere öneririm.

Bu köşeyi izleyenler bilirler, yargı kararlarından ve Gelir İdaresi özelgelerinden seçilmiş bazılarının özetine, yorum yapmadan zaman zaman burada yer vermeye çalışıyorum. İşte Danıştay Dergisinin 146. sayısında yayınlanan kararlardan seçtiğim dördünün özetleri.

Birden fazla alım satım işlemi ne zaman ticari faaliyet olarak kabul edilir?

(Danıştay Dördüncü Dairesinin 15.05.2017 tarih ve E:2013/9467 K:2017/4463 sayılı kararı)

Bir faaliyetin ticari faaliyet olabilmesi için, hem alım satımlarda devamlılık ve süreklilik bulunması hem de kazanç elde etme amacıyla yapılmış olması zorunludur. Bu husus ise ilgili dönemlerde yapılan alım satımların sayısal çokluğuna da bakılarak karar verilecek bir husustur.

Olayda davacının 2007 yılında 1, 2009 yılında 1, 2010 yılında 6, 2011 yılında 4 tane araç alım satım faaliyeti gerçekleştirdiği anlaşılmaktadır. Davacının araç alım satım muamelelerindeki çokluk mükellefiyet tesis edildiği tarih olan 2007 yılında değil, 2010 yılından itibaren gerçekleşmiş olduğundan, faaliyetindeki devamlılık unsurunun da bu tarihten itibaren gerçekleştiği kabul edilmelidir.

Bu durumda, araç alım satımı nedeniyle 2007 yılı itibariyle mükellefiyet tesis edilmesinde hukuka uyarlık bulunmamaktadır.

Defter ve belgelerin incelemeye ibraz edilmemesi durumunda KDV indirimi reddedilebilir mi?

(Danıştay Üçüncü Dairesinin 24.01.2017 tarih ve E:2016/16196 K:2017/233 sayılı kararı)

Mal veya hizmet alışını temsil eden fatura veya fatura yerine geçen belgenin yasal defterlere usulüne uygun olarak kaydedilmesi ve bu belgelerde katma değer vergisinin ayrıca gösterilmesi, katma değer vergisi indirimi yapılabilmesinin ön koşullarıdır. Bu ön koşulların varlığı, defter ve belgelerin ibrazı ve incelenmesiyle saptanabilir.

Usulüne uygun tebliğ edilen yazıyla defter ve belgelerin ibrazı istendiği halde bir mücbir sebep hali olmaksızın defter ve belgelerin inceleme elemanına ibraz edilmemesi re’sen tarh sebebidir. Defter ve belgelerin mahkemeye de ibraz edilmediği dikkate alındığında, Kanun’un muhafaza biçim ve süreleri ile ibraz yükümlülüğüne ilişkin düzenlemeleri karşısında, defter ve belgelerini ibraz etmeyen davacının katma değer vergisi indirimlerinin reddedilmesinde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.

Zamanaşımını durdurmak amacıyla takdir komisyonuna sevk işlemi hukuka uygun mudur?

(Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunun 05.07.2017 tarih ve E:2017/288 K:2017/329 sayılı kararı)

Vergi incelemesi, re’sen takdir yetkisi bulunan inceleme elemanı tarafından yürütülen bir mükellefin; sırf zamanaşımını durdurmak amacıyla, gerçek bir re’sen takdir nedeni saptanmaksızın, şeklen, takdire sevk sebeplerinden biri dayanak gösterilerek matrah takdiri için takdir komisyonuna sevk edilmesi, bu süre zarfında vergi inceleme raporu ve/veya vergi tekniği raporu düzenlenmesi; takdir komisyonunun haiz olduğu yetki uyarınca, inceleme elemanından bağımsız yürütmesi gereken inceleme ve araştırmalar sonucu elde edeceği verileri değerlendirmek yerine, sözü edilen raporlarda belirtilen miktarın aynısını matrah olarak takdir etmesi, Vergi Usul Kanunu’nun zamanaşımı ile incelemeye ilişkin düzenlemelerinin öngörülen amacına aykırı düştüğü gibi takdir komisyonuna başvuru yolunun zamanaşımı hükmünü aşmak amacıyla bir yöntem olarak kullanılması, “yasallık” ve “hukuki güvenlik” ilkeleriyle bağdaşmamaktadır.

Olayda, 2005 vergilendirme dönemi matrahının tespiti için zamanaşımının dolmasına çok kısa süre kala takdir komisyonuna sevk edilen davacı adına, 2011 tarihli basit raporu dayanak alan takdir komisyonunun 29.09.2011 tarihli kararları uyarınca tarhiyat yapılmış olup cezalı tarhiyatın esas itibarıyla, tanzim edilen rapora dayandığı açıktır. Matrah takdiri amacı dışında, zamanaşımını durdurma amacıyla takdir komisyonuna başvurulduğundan, ortada bir takdir komisyonu kararının bulunması, tarhiyatın, söz konusu rapora göre yapıldığı gerçeğini değiştirmemektedir.

Bu durumda, 2005 vergilendirme dönemi için beş yıllık zamanaşımı süresi geçirildikten sonra düzenlenen 18.04.2011 tarihli rapora dayanan vergi ve ceza ihbarnamelerinin 06.10.2011 tarihinde tebliğ edilmiş olması karşısında, Mahkemece verilen, davanın reddi yolundaki ısrar kararında hukuka uygunluk görülmemiştir.

Şirketin iş yeri adresinde tebliğ edilemeyen defter ve belge ibraz yazısı, kanuni temsilcinin eşine evinde tebliğ edilebilir mi?

(Danıştay Üçüncü Dairesinin 14.02.2017 tarih ve E:2015/5036 K:2017/841 sayılı kararı)

İdarenin bilgisi dahilindeki davacı şirkete ait iş yeri adresine tebliğe çıkarılan defter ve belge ibraz yazısının, aynı adreste bir başka mükellefin faaliyet göstermesinden kaynaklanan imkansızlık nedeniyle tebliğ edilemediğinin usulüne uygun biçimde düzenlenen adres tespit tutanağıyla saptandığı bir durumda, Vergi Usul Kanunu’nun 157. maddesindeki kural gereği üzerinde düşen adres değişikliği bildirim yükümlüğünü yerine getirmeyen davacı şirket tüzel kişiliğinin kanuni temsilcisi olduğunda duraksama bulunmayan kişinin ikamet adresinde eşine tebligat yapılmış olmasında usule aykırılıktan söz edilemez.

Bir başka kamu idaresi tarafından gönderilen yazıya göre düzenlenen tutanağa istinaden tarhiyat yapılabilir mi?

(Danıştay Yedinci Dairesinin 28.03.2017 tarih ve E:2016/967 K:2017/2235 sayılı kararı)

Takdir komisyonunca takdir olunan veya vergi inceleme raporuyla belirlenmiş bir matrah ya da matrah farkına dayanmaksızın, sırf Gümrük İdaresince gönderilen yazıya istinaden düzenlenen tutanağa dayanarak yapılan re’sen tarhiyatta hukuka uyarlık bulunmamaktadır.


Okunma Sayısı : 119
 
Zeki Gündüz
Taslak Tebliğle İlgili Düşüncelerimiz
Tüm Yazıları
Recep Bıyık
Seçilmiş Güncel Danıştay Kararları
Tüm Yazıları
Erdoğan Öcal
Bir Yorum Denemesi : KVK Md. 3
Tüm Yazıları
Dr. Ahmet Kavak
Zararların mahsubu uygulamasına ilişkin yargı kararı
Tüm Yazıları
Ersun Bayraktaroğlu
Yabancı yatırımcı için gayrimenkul yatırımında avantajlar
Tüm Yazıları
Vedat Özdan
İhracatçının KDV iadesi geciktirilmemeli ve sınırlandırılmamalı
Tüm Yazıları
Murat Çolakoğlu
Agnotoloji mi? YOLO yahu boşverin!
Tüm Yazıları
Cenk Ulu
Vergide Elektronik Dönüşüm Kapsamı Genişliyor
Tüm Yazıları
İsmail Bulut
Ücret, prim ve ikramiyelerin bankalar aracılığıyla ödenmesi yükümlülüğü getirildi
Tüm Yazıları
Nedim Bayraktaroğlu
Yeni Teşvik Sistemi içinde İlaç Yatırımlarının Yeri
Tüm Yazıları
Tüm Yazarlar