Vergi Portalı

 
 
 
01.07.2013 - 2013/59 - İçerik: GV
Gelir Vergisi Kanunu Tasarısı
Yeni Gelir Vergisi Kanunu Tasarısına ilişkin açıklamalar.

Mevcut Gelir Vergisi Kanunu ve Kurumlar Vergisi Kanunu’nu tek kanun olarak birleştiren Kanun Tasarısı TBMM gündeminde bulunmaktadır.

Tasarının başlığı “Gelir Vergisi Kanunu Tasarısı”dır.

Tasarı yürütme ve yürürlük maddeleriyle birlikte 92 maddeden oluşmaktadır.

Kanun Tasarısında yer alan düzenlemeler satır başlıklarıyla 17.06.2013 tarih ve 2013/55 sayılı Vergi Bültenimizde özetlenmiştir.

Bu Bültende konu biraz daha detaylandırılacaktır.

Tasarının yasama sürecindeki gelişme ve değişiklikler ile tasarının içeriğine ilişkin ayrıntılı açıklamalara daha sonra yayınlanacak bültenlerde yer verilecektir.

1. Verginin konusu

Gerçek kişiler için gelire giren kazanç unsurlarında değişiklik yoktur. Tasarıda yedi gelir unsuru korunmuştur. Kurum kazancı ise gerçek kişilerin gelir unsurlarından oluşmaktadır.

Gelirin tanımı konusunda mevcut Kanun’da olduğu gibi, kaynak teorisine uygun bir tanım yapılmıştır.

Kamuoyu tarafından uzun süredir bilinen Veraset ve İntikal Vergisinin kaldırılacağı, verasetin herhangi bir vergiye tabi olmayacağı, intikal nedeniyle ödenen verginin ise gelir vergisinin kapsamına alınacağı şeklindeki düşünce hayata geçmemektedir.

2. Vergi tarifesi/oranı

Gerçek kişiler için vergi tarifesinde ve kurumlar için vergi oranında bir değişiklik yapılmamaktadır.

Tasarının bu şekliyle yasalaşması durumunda;

- Kurum kazançları % 20 oranında,

- Gerçek kişilerin gelirleri ise aşağıdaki tarifeye göre vergilendirilecektir:

10.700 Türk Lirasına kadar

% 15

26.000 Türk Lirasının 10.700 Türk Lirası için 1.605 Türk Lirası, fazlası

% 20

60.000 Türk Lirasının 26.000 Türk Lirası için 4.665 Türk Lirası (ücret gelirlerinde 94.000 Türk Lirasının 26.000 Türk Lirası için 4.665 Türk Lirası), fazlası

% 27

60.000 Türk Lirasından fazlasının 60.000 Türk Lirası için 13.845 Türk Lirası (ücret gelirlerinde 94.000 Türk Lirasından fazlasının 94.000 Türk Lirası için 23.025 Türk Lirası), fazlası

% 35

Bu tarife 2013 yılı gelirlerine uygulanan vergi tarifesiyle aynı olup, 2014 için tarifede yer alan tutarların değiştirilmesi beklenebilir.

3. Stopaj yapacak olanlar ve stopaj oranları

Tasarıda;

- Vergi kesintisine ilişkin maddeler (GVK md. 94 ve geçici md. 67 ile KVK 15 ve 30. maddeler) tek maddede toplanmakta,

- Gelir türüne bağlı olarak % 15 ve % 25 olmak üzere iki stopaj oranı öngörülmekte,

- Mevcut düzenlemelerde olduğu gibi Bakanlar Kuruluna stopaj oranlarını yeniden belirleme konusunda geniş yetkiler verilmektedir.

Tasarıyla ayrıca, Kat Mülkiyeti Kanunu’na göre oluşturulan yönetimler ile her türlü işhanı ve toplu işyerleri yönetimlerine, stopaj yapma yükümlülüğü getirilmektedir.

4. Yıllık beyanname verme süreleri

Tasarıda yıllık beyanname verme süresi hem gerçek kişiler için hem de kurumlar için öne çekilmektedir.

Tasarının bu şekilde yasalaşması durumunda yıllık gelir vergisi beyannamesi;

- Gerçek kişiler tarafından izleyen yılın Şubat ayının başından yirminci günü akşamına kadar,

- Kurumlar tarafından ise hesap döneminin kapandığı ayı izleyen üçüncü ayın başından yirminci günü akşamına kadar,

verilecektir.

5. Vergi ödeme süreleri

Tasarıyla yıllık beyannameyle bildirilen gelir veya kazanç üzerinden tahakkuk ettirilen gelir vergisinin ödeme süreleri birer ay öne çekilmektedir.

Tasarıya göre gelir vergisi;

- Gerçek kişiler tarafından Şubat ve Haziran aylarında olmak üzere iki eşit taksitte,

- Kurumlar tarafından ise beyanname verilmesi gereken ayın sonuna kadar tek defada,

ödenecektir.

6. Geçici vergi dönemleri

Dördüncü dönem geçici vergi beyannamesi kaldırılmaktadır. Geçici vergiyle ilgili başka bir değişiklik öngörülmemektedir.

7. Kira gelirlerinin vergilendirilmesi

a) Emsal kira bedeli

Kira gelirleri için bir vergi güvenlik önlemi olarak uygulanan emsal kira bedeli düzenlemesi korunmaktadır. Ancak eşin anne ve babasının kullanımına bedelsiz olarak tahsis edilen konutlar için emsal kira bedeli esasının uygulanmasına son verilmektedir.

b) Konut kira gelirlerinde istisna

Mevcut Gelir Vergisi Kanunu’nun 21. maddesi çerçevesinde, konut kira gelirlerinin 3.200 lirası, belli koşullarla gelir vergisinden istisnadır.

Tasarıda, konut kira gelirleri için uygulanan istisnanın aynen devamı öngörülmektedir.

c) İndirilecek giderler

Mevcut Gelir Vergisi Kanunu’nun 74. maddesi çerçevesinde kira geliri elde edenler gider indirimi konusunda seçimlik hakka sahiptirler. İsteyenler maddede sayılan gerçek giderlerini matrahtan indirebilmekte, isteyenler ise bu giderlere karşılık olmak üzere hâsılatlarından % 25’ini götürü olarak dikkate alabilmektedirler.

Tasarıda kira gelirlerinde götürü gider uygulaması sınırlandırılmaktadır. Yapılmak istenen düzenlemeyle, hakların kiralanmasında ve taşınmazların işyeri olarak kiraya verilmesinde kira tutarına bakılmaksızın, konut olarak kiraya verilmesinde ise belli bir hâsılat tutarı üzerinde gelir elde edilmesi durumunda götürü gider uygulamasına son verilmektedir.

Yapılmak istenen düzenlemeye göre, kira geliri sadece taşınmazların konut olarak kiraya verilmesinden oluşan ve buna ilişkin hâsılatları;

- 26.000 lirayı aşmayanların, diledikleri takdirde gerçek giderlere karşılık olmak üzere hâsılattan istisna tutarını düştükten sonra kalan kısmın %25'ini,

- 26.000 lirayı aşıp 94.000 lirayı aşmayanların ise aynı şekilde bulunan tutarın %15'ini götürü gider olarak indirebilecekleri,

öngörülmektedir.

d) İrtifak hakkı tesisinden elde edilen gelirlerin vergilemesi

Taşınmazlar üzerinde, başka bir taşınmaz veya üçüncü kişiler lehine süreli veya süresiz irtifak hakkı tesis edilmesinden elde edilen gelirler gayrimenkul sermaye iradı olarak tanımlanmaktadır.

Bu düzenlemeyle mevcut yasal boşluk giderilmiş olmaktadır.

8. İnşaat işlerinde vergileme

a) Yıllara yaygın inşaat işleri

Mevcut Gelir Vergisi Kanunu’nda yıllara yaygın inşaat ve onarım işlerinin vergilemesiyle ilgili olarak yer alan üç madde Tasarıda tek madde olarak yer almaktadır.

Düzenleme esas olarak korunmakta, bu arada mevcut düzenlemede önemli bir değişiklik yapılmakta, maddeye ayrıca bir tanım eklenmektedir.

Tasarıyla, avanslar dahil hak ediş bedellerinin değerlendirilmesinden doğan gelirlerin elde edildiği yıl vergilendirilmesi öngörülmektedir. Mevcut Kanun çerçevesinde bu gelirler hakediş gelirlerinin bir parçası sayılmakta ve işin bitiminde vergilendirilmektedir.

Tasarıda ayrıca işe başlama tarihi ayrıca belirlenmektedir. Yapılmak istenen düzenlemeye göre;

- Sözleşmede yer teslim tarihi belirtilmiş ise bu tarih,

- Yer teslim tarihi belirtilmemiş ise sözleşmede belirtilen işin başlangıç tarihi,

- Sözleşmede yer teslimi ve işe başlangıç tarihi belirtilmemiş ise sözleşme tarihi,

inşaat ve onarım işinin başlangıç tarihi olarak kabul edilecektir.

Uygulamada da halen işin başlama tarihi bu şekilde belirlenmekte olup, yapılacak düzenleme bir değişiklik getirmeyecektir.

b) Özel inşaat işleri

ba) Ticari faaliyet sayılan inşaat işleri için yeni tanım ve belirlemeler

Gelir Vergisi Kanunu’nun 37. maddesinde, ticari faaliyetlerden doğan kazançlar ticari kazanç olarak tanımlandıktan sonra, aşağıdaki kazançların da ticari kazanç sayılacağı hükme bağlanmıştır.

“4. Gayrimenkullerin alım, satım ve inşa işleriyle devamlı olarak uğraşanların bu işlerinden

elde edilen kazançlar”

Yeni Tasarıda benzer şekilde ticari faaliyetlerden doğan kazançlar ticari kazanç olarak tanımlandıktan sonra, aşağıdaki kazançların da ticari kazanç sayılması öngörülmektedir:

“e) Ticari bir organizasyon çerçevesinde taşınmaz alım satımı ve inşası işleriyle uğraşanların bu faaliyetlerinden,

elde edilen kazançlar ticari kazanç sayılır.”

Yapılmak istenen düzenlemeden de görüldüğü üzere, inşaat işlerinde ticari faaliyetin varlığında sorgulanan “devamlılık” ölçütü kaldırılmakta, bunun yerine “ticari organizasyon” ölçütü getirilmektedir.

Buna göre, uzun yıllardır uygulanan, bir yıl içinde birden fazla alım satım yapılması veya birbirini izleyen yıllarda birer alım satım yapılması devamlılık ölçütü çerçevesinde ticari faaliyetin varlığı için yeterli görülürken, bu uygulama terk edilmekte, faaliyetin varlığının ticari organizasyonun varlığına bağlı olarak belirlenmesi öngörülmektedir.

Tasarı ticari organizasyonun ne zaman oluşmuş sayılacağını da ayrıca belirlemektedir. Yapılmak istenen düzenlemeye göre;

- Bir faaliyetin ticari muhasebe tutmayı gerektirecek hacim ve önemde olması veya

- Faaliyetin özelliğine göre işin; sermaye veya yer tahsisi, personel istihdamı, reklam ve tanıtım gibi pazarlamaya yönelik işlemlere girişilmesi, dış kaynak temini, işe mahsus makine ve araç tedariki gibi suretlerle yürütülmesi,

hallerinde ticari organizasyon oluşmuş sayılacaktır.

Öte yandan Tasarıda, bazı özel inşaat işleri de ticari faaliyet olarak ayrıca belirlenmiştir. Tasarıya göre;

> Taahhüt niteliği bulunsun ya da bulunmasın başkasının arsası üzerinde taşınmaz inşa etme faaliyeti ticari kazanç hükümlerine tabi olacaktır.

> Kendi arsası üzerine inşaat yapan veya kat karşılığı inşaat işleri dâhil yaptıranların bu inşaat faaliyetlerinden doğan kazançları, inşaat faaliyetinin arsa sahibinin ticari işletmesi bünyesinde gerçekleştirilmesi halinde ticari kazanç hükümlerine tabi olacaktır.

> Kat karşılığı inşaat işleri dâhil başkasına yaptırılan inşaatlarda, hasılatın müteahhit ile paylaşılmasının kararlaştırılmış olması, faaliyetin arsa sahibi yönünden de ticari faaliyet olduğunu göstermektedir.

>İnşaat faaliyetinin arsa sahibinin ticari işletmesi bünyesinde yapılması hariç, arsa sahibi tarafından inşa edilen veya ettirilen taşınmazların ya da kat karşılığı inşaat sözleşmesi çerçevesinde inşa edilip arsa sahibine bırakıları taşınmazların brüt kapalı alanları toplamının;

- Bin metrekareyi aşması halinde ilk satış tarihinden itibaren ticari faaliyete başlanıldığı kabul edilecek,

- Beşyüz metrekare ile bin metrekare arasında olması halinde inşa edilen taşınmazların satışının arsa sahibine veya müteahhide ait ticari bir organizasyon çerçevesinde gerçekleştirilmesi halinde ilk satış tarihinden itibaren ticari faaliyete başlanıldığı kabul edilecek,

- Beşyüz metrekareyi aşmaması halinde ise inşaat faaliyeti nedeniyle arsa sahibi yönünden ticari kazanç hükümleri uygulanmayacaktır.

bb) Özel inşaat işlerinde kazancın tespiti

Özel inşaat işlerinde kazanç tespiti tasarıda ayrı bir madde olarak düzenlenmiştir.

Düzenlemeye göre;

- Özel inşaat işlerinde, inşa edilen veya ettirilen her bir bağımsız bölüm ya da müstakil yapının alıcıya teslim edildiği yıl bunlara ilişkin kâr veya zarar tespit edilir. Tapu devir ve tescil işleminin yapılmamış olması bu durumu değiştirmez.

- Kat karşılığı inşaat işlerinde arsa sahibine verilen taşınmazların müteahhit defter kayıtlarında oluşan maliyet bedeli, müteahhit yönünden, iktisap edilen arsa payının maliyet bedeli sayılır.

- Arsa sahibinin iktisap ettiği taşınmazların maliyet bedeli ise arsa sahibinin uhdesinde kalan arsa payının emsal bedeli ile müteahhit defter kayıtlarında oluşan maliyetlerden arsa sahibine verilen taşınmazlara isabet eden tutarın toplamından oluşur.

- Kat karşılığı inşaat işleri dışında kalan özel inşaat işlerinde arsa sahibinin arsasını inşaat yapımına tahsis etmesi halinde, arsanın maliyet bedeli olarak inşaatın başladığı tarihteki emsal bedeli esas alınır. İnşa edilen taşınmazların maliyet bedeli de arsanın emsal bedeline inşaat dolayısıyla katlanılan maliyet ve giderlerin eklenmesi suretiyle tespit olunur.

- Özel inşaat işlerinde vergilemeyle ilgili olarak Tasarıda yer alan düzenlemeler, daha ayrıntılı olarak ayrı bir Bültende açıklanacaktır.

9. Değer artış kazançlarının vergilemesi

a) Vergiye tabi değer artış kazançları

Değer artış kazançlarının vergilendirilmesinde sistematik değiştirilmekte, değer artış kazançlarıyla ilgili madde sayısı da ikiden beşe çıkmaktadır.

Mevcut Kanun’un “değer artış kazançları” başlıklı maddesinde hem vergiye tabi değer artış kazançları belirlenmiş, hem de istisnalara yer verilmiştir. Tasarının değer artış kazançlarıyla ilgili aynı başlıklı maddesinde ise sadece vergiye tabi değer artış kazançları belirlenmiştir.

Tasarıda yapılan düzenlemeyle, vergiye tabi değer artış kazançlarına iki unsur daha eklenmiştir. Bu unsurlar şunlardır:

- Her türlü elektronik ortam ve alan adlarının elden çıkartılmasından doğan gelirler

- Motorlu yükleme ve boşaltma araçları ile motorlu taşıtların hat, plaka veya işletme haklarının elden çıkarılmasından doğan kazançlar.

Mevcut Kanun’da, “tam mükellef kurumlara ait olan ve iki yıldan fazla süreyle elde tutulan hisse senetleri hariç, menkul kıymetlerin veya diğer sermaye piyasası araçlarının elden çıkartılmasından sağlanan kazançlar” değer artış kazancı olarak tanımlanmışken, tasarıda, “menkul kıymetlerin veya diğer sermaye piyasası araçlarının elden çıkartılmasından sağlanan kazançlar” değer artış kazancı olarak tanımlanmıştır. Bu düzenlemeyle, iki yıldan fazla süreyle elde tutulan hisse senetlerinin elden çıkartılmasından doğan kazanç vergiye tabi değer artış kazancı olarak tanımlanmış ancak bir başka maddeyle bu kazançların bir kısmı istisna kapsamına alınmıştır.

Ortaklık haklarının ve hisselerinin elden çıkartılmasından doğan kazançlarla ilgili olarak bir değişiklik yapılmamaktadır. Ancak tasarının gerekçesinde yer alan limited şirket ortaklarının paylarının bu kapsamda olduğuna ilişkin açıklama dikkat çekmektedir. Bu ifade, limited şirket pay senetlerinin vergi uygulamasında pay senedi sayılmayacağı anlamına gelmektedir.

Tasarıda ayrıca, ticari bir işletmenin envanterinde kayıtlı bulunmaması kaydıyla, kat karşılığı inşaat işleri dâhil sahip olunan arsa üzerine inşaat yapan veya yaptıranların bu işlere tahsis ettikleri arsa veya arsa paylarının da, inşaat faaliyetinin ticari mahiyette olup olmadığına bakılmaksızın, elden çıkarılmış sayılacağı yönünde bir hükme yer verilmiştir.

b) Vergilendirilmeyecek değer artış kazançları

Vergilendirilmeyecek değer artış kazançlarıyla ilgili mevcut düzenleme tasarıda aynen korunmaktadır.

c) Değer artış kazançlarında istisnalar

ca) İkamet edilen konutun satışı

Tasarıyla, ikamet amacıyla satın alınan ve fiilen ikamet edilen tek konutun elden çıkartılmasından doğan kazançlar gelir vergisinden istisna tutulmaktadır.

cb) Diğer taşınmaz ve pay senetlerinin satışı

Taşınmazlar ve pay senetlerinin elden çıkartılmasından sağlanan değer artış kazanlarının vergileme koşulları yeniden belirlenmektedir.

Yapılmak istenen düzenlemeye göre, taşınmazlar ile pay senetlerinin, elden çıkarılmasından sağlanan kazançların;

- İki tam yıldan fazla süreyle elde tutulanlardan elde edilen gelirlerin % 40’ı,

- Üç tam yıldan fazla süreyle elde tutulanlardan elde edilen gelirlerin % 50’si,

- Dört tam yıldan fazla süreyle elde tutulanlardan elde edilen gelirlerin % 60’ı,

- Beş tam yıldan fazla süreyle elde tutulanlardan elde edilen gelirlerin % 75’i,

vergiden müstesnadır.

cc) Borsa İstanbul’da işlem gören hisse senetlerinin satışı

Tam mükellef kurumlara ait olup, Borsa İstanbul AŞ’de işlem gören ve bir yıldan fazla süreyle elde tutulan pay senetlerinin, portföyünün sürekli olarak en az % 51’i Borsa İstanbul’da işlem gören pay senetlerinden oluşan yatırım fonlarının bir yıldan fazla süreyle elde tutulan katılma belgelerinin ilgili olduğu fona iadesi dışındaki yollarla elden çıkarılmasından elde edilen değer artış kazançları vergiden istisna tutulmaktadır.

cd) Hisse senetlerinin halka arz yoluyla elden çıkartılması

Tasarıyla, tam mükellef anonim şirketlerde sahip olunan hisselerin halka arz edilmek suretiyle elden çıkarılmasında;

- İki tam yıldan fazla süreyle elde tutulanlardan elde edilen gelirlerin % 60’ı,

- Üç tam yıldan fazla süreyle elde tutulanlardan elde edilen gelirlerin % 70’i,

- Dört tam yıldan fazla süreyle elde tutulanlardan elde edilen gelirlerin % 80’i,

- Beş tam yıldan fazla süreyle elde tutulanlardan elde edilen gelirlerin % 90’ı,

vergiden müstesna tutulmaktadır.

ce) Maktu istisna

Yukarıda sayılan değer artış kazançlarındaki istisnalara ek olarak, bir yılda elde edilen değer artış kazancının (menkul kıymetler ve diğer sermaye piyasası araçlarının elden çıkartılmasından elde edilen kazançlar hariç), gelir vergisi tarifesinin birinci gelir diliminde yer alan tutarlık kısmı (10.700 TL) gelir vergisinden müstesna tutulmaktadır.

d) Değer artış kazancı tutarının tespiti

Safi değer artış tutarının tespitiyle ilgili olarak tasarı aşağıda özetlenen iki değişiklik dışında önemli bir değişiklik öngörmemektedir.

Tasarıda;

- Değişik tarihlerde menkul kıymet veya diğer sermaye piyasası aracından alım yapıldıktan sonra bunların bir kısmının elden çıkarılması halinde, ilk giren ilk çıkar yöntemi kullanılmak suretiyle alış bedelinin belirlenmesi,

- Aynı gün içerisindeki işlemlerde ağırlıklı ortalama maliyet yönteminin kullanılması,

öngörülmektedir.

Öte yandan, mal ve hakların elden çıkarılmasında iktisap veya maliyet bedelinin, elden çıkarılan mal ve hakların, elden çıkarıldığı ay hariç olmak üzere Türkiye İstatistik Kurumunca belirlenen ÜFE endeksindeki artış oranında artırılarak tespiti öngörülmektedir. Mevcut Kanun’da yer alan endekslemenin ÜFE artış oranının % 10’u aşması halinde uygulanacağına ilişkin hükme tasarıda yer verilmemiştir.

10. Arızi kazançların vergilemesi

Arız kazançların vergilemesiyle ilgili olarak mevcut Kanun’da yer alan düzenlemeler esas olarak korunmakta ancak aşağıdaki iki değişiklik yapılmaktadır.

- Bir takvim yılında elde edilen arızi kazancın 10.700 lirası vergiden istisna tutulmaktadır. İstisna tutarı mevcut düzenlemede 21.000 liradır.

- Taşınmazların tahliyesi veya kullandırma hakkının devredilmesi karşılığında şerefiye, komisyon ve sair adlar altında sağlanan gelirler, vergiye tabi arızi kazanç olarak tanımlanmaktadır.

11. Ücretlerin vergilemesi

Tasarıda ücretlerin vergilemesiyle ilgili olarak yapılan düzenlemeler aşağıda özetlenmiştir.

a) Asgari geçim indirimi

Ücretlerde “asgari geçim indirimi”, “vergi indirimi” adı altında devam etmektedir.

Mevcut haliyle de asgari geçim indirimi vergi indirimi şeklinde uygulanmakta olup bu anlamda sistemin esası değişmemektedir. Ancak tasarıyla, üçüncü çocuk için uygulanan indirim oranı % 5’den % 10’a çıkartılmakta, üçüncü çocuktan sonraki çocuklar için ise indirim olanağı verilmemektedir.

b) Şirket yönetim kurulu üyelerine ödenen kâr payları

Tasarıda şirket yönetim kurulu üyelerine, ortaklık payı ile orantılı olmaksızın ödenen kâr payları ücret olarak tanımlanmaktadır.

Tasarıda yer alan hükmün bu şekilde yasalaşması durumunda, bu kapsamda yapılan ödemeler ücret olarak stopaja tabi tutulacak ve giderleştirilecektir.

c) Çalışanlara üçüncü kişiler tarafından yapılan ödemeler

Bir işyerine bağlı olarak çalışanlara, yaptıkları hizmetler karşılığında üçüncü kişiler tarafından nakdi veya ayni olarak ücret ödenebilmektedir. Son zamanlarda yaygın olarak karşılaşılan bu uygulamaya örnek olarak, bir elektronik eşya üretici veya ithalatçısının, ürünün ticaretini yapan bir başka işletmeye ait perakende mağazası çalışanlarına, kendi ürünlerinin satışındaki performansa bağlı olarak yaptığı ödemeler gösterilebilir.

Bu örnekte, ödemeyi yapan ile bu işletmeye dolaylı olarak hizmet sunan kişi arasında bir hizmet akdi ve işveren-işçi ilişkisi olmaması nedeniyle, ödemenin niteliği ve vergilemesi konusunda ciddi sorun ortaya çıkabilir.

Tasarıyla bu tür ödemeler ücret olarak tanımlanmakta ve vergileme sorunu pratik bir yöntemle giderilmektedir.

d) Sporcu ücretleri

Tasarıyla sporcu ücretlerinin vergilemesi değiştirilmektedir. Tasarıyla, sporcuların vergilemesinde var olan, tutarına bakılmaksızın beyanname verilmemesine ilişkin ayrıcalık kaldırılmakta, amatör sporcuların desteklenmesi amacıyla, bunların ücretleri üzerindeki gelir vergisi yükü azaltılmaktadır.

Düzenlemeye göre;

- Yüz ve daha az sayıda işçi çalıştıran işyerlerinde en fazla iki

- Yüzden fazla işçi çalıştıran işyerlerinde en fazla dört

amatör sporcu için uygulanmak üzere, her yıl ulusal yarışmalara iştirak ettiklerinin belgelenmesi şartıyla amatör sporcu çalıştıranların, bu sporculara ödedikleri ücretlerin asgari ücretin iki katını aşmayan kısmının, vergi tarifesinin birinci gelir dilimine uygulanan oran ile çarpılmasıyla bulunan tutar, bunların ücreti üzerinden hesaplanan vergiden mahsup edilecektir.

Sporculara ödenen ücretlerin beyanı aşağıda ilgili bölümde açıklanmaktadır.

e) İrtibat bürosu çalışanlarının ücretleri

İrtibat bürosu çalışanlarının ücretleri için uygulanan istisna devam etmektedir.

İstisna mevcut düzenlemeden farklı olarak Tasarıda, Doğrudan Yabancı Yatırımlar Kanunu’na atıf yapılarak, irtibat bürosu çalışanları ifadesi kullanılarak tanımlanmaktadır.

f) Çalışanlara pay senedi verilmesi

Çalışanlara pay senedi veya pay senedi alım hakkı verilerek ücret ödenmesi durumunda, ücretin elde etme tarihi yasayla düzenlenmektedir. Düzenlemeye göre çalışana;

- Pay senedi verilmesi durumunda pay senedinin hukuki ve ekonomik olarak tasarruf edilebilir olduğu tarihte,

- Pay senedi alım hakkı verilmesi durumunda bu hakkın fiilen kullanıldığı tarihte,

ücret geliri elde edilmiş sayılacaktır.

g) Ücretlerin beyanı

Mevcut Kanun’a göre;

- Tek işverenden alınan ücretler tutarına bakılmaksızın beyan edilmemektedir.

- Birden fazla işverenden ücret alınması durumunda, birden sonraki işverenden alınan ücretler toplamına bakılmakta, bu tutarın 26.000 lirayı geçmesi durumunda beyanname verilmektedir.

Tasarı ücretlerin beyanında önemli değişiklikler yapmaktadır. Tasarıda yer alan maddeye göre, kira geliri, diğer kazanç ve iratlar, telif kazançları veya ücretlerden, gelir unsurları itibarıyla herhangi birinin 188.000 lirayı aşması halinde, bu gelirlerin tamamının yıllık beyannamede toplanması gerekmektedir.

Tasarıya göre, bu kurala uygun olmak koşuluyla, aşağıdaki ücret gelirlerinin beyanı gerekmemektedir:

- 188.000 lirayı aşmayan tek işverenden elde edilen ücretler.

- 94.000 lirayı aşmayan birden fazla işverenden alınan ücretler (Birden fazla işverenden alınan ücretlerde, birden sonraki işverenden alınan ücretlerin toplamının 26.000 lirayı aşması halinde birinci işverenden alınan da dâhil ücretlerin tamamı beyan edilir.)

12. Telif kazançlarının vergilendirilmesi

Telif kazançları istisnası, istisnanın kapsamında ve vergilendirilmesinde değişiklik yapılarak korunmaktadır.

Mevcut Kanun’da olduğu gibi Tasarıda da hangi eserlerden elde edilen kazançların istisna olduğu tek tek sayılarak belirlenmiştir.

Bu konuda Tasarıda iki değişiklik vardır. Birincisi, mevcut bir yazılımı değiştiren veya geliştiren yazılımları maddede açıkça yer almaktadır. İkinci değişiklik ise sinema filmlerinden sadece eğitim, kültür ve belgesel nitelikli filmlerin kapsama alınmış olmasıdır.

Tasarıyla ayrıca telif kazançlarının vergilemesi de değiştirilmiş;

- Bu kapsamda elde edilen hâsılatın 188.000 lirayı aşması halinde, istisna hükmünün uygulanmayacağı,

- Elde edilen hâsılatın söz konusu eşiği aşması halinde tamamının beyan edileceği ve bu hâsılat nedeniyle yapılan kesintilerin tarifeye göre hesaplanan gelir vergisinden mahsup edilebileceği,

- Telif kazancı elde edenlerin, istisnadan faydalanma durumlarına bakılmaksızın, Vergi Usul Kanunu’na göre defter tutma, belge düzenleme ve bildirimde bulunma ödevlerinden muaf tutulacakları,

hükmüne yer verilmiştir.

Telif kazançlarını beyan etmek zorunda olanların bu kazançlarının vergilendirilmesinde, isterlerse gerçek giderler yerine, hâsılatlarının % 25’i kadar götürü gider indirmelerine olanak sağlanmaktadır.

13. Genç girişimcilere vergi üç yıllık teşvik

Tasarıyla, genç girişimciler için vergi indirimi getirilmektedir.

Düzenlemeye göre, ilk defa gelir vergisine tabi olan ve mükellefiyet başlangıç tarihi itibarıyla yirmidokuz yaşını doldurmamış gerçek kişilerin, üç vergilendirme döneminde elde edecekleri kazançlarının asgari ücretin yıllık tutarına isabet eden kısmının, vergi tarifesinin ilk gelir dilimine uygulanan oran ile çarpılmasıyla bulunan tutar, bunların kazançları üzerinden hesaplanan vergiden mahsup edilecektir.

Tasarıya göre vergi indiriminin uygulanması şu koşullara bağlıdır:

- Kendi işinde bilfiil çalışılması veya bulunulması.

- Faaliyete devam eden bir işletmenin eş ve üçüncü dereceye kadar kan ve kayın hısımlarından devralınmamış olması.

- Faaliyetin adi ortaklıklar ve şahıs şirketleri vasıtasıyla yürütülmesi halinde tüm ortakların bu maddedeki şartları taşıması.

- İşe başlamanın kanuni süresi içinde bildirilmiş olması.

- Sahte veya muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge düzenlenmemesi.

Tasarıyla getirilen genç girişimci desteği önemli bir düzenlemedir. Ancak iki gerekçeyle bu teşvikin beklenen amacı sağlayamayacağı düşünülmektedir. Öncelikle yeni işe başlayan genç girişimcinin, işe başladığı yıllarda işin kâra geçme olasılığının düşüklüğü, ikinci olarak da teşvikin asgari ücrete bağlı olarak son derece sınırlandırılmış olması teşvikin önemini azaltmaktadır. Bu iki olumsuz durumun kaldırılması halinde vergi sistemimizin önemli bir ihtiyacı karşılayacağı söylenebilir.

14. Hizmet ihracında teşvik

Mevcut Gelir ve Kurumlar Vergisi Kanunlarında yer alan düzenlemelerle;

- Yabancılara Türkiye'de verilen ve münhasıran yurtdışında yararlanılan mimarlık, mühendislik, tasarım, yazılım, tıbbi raporlama, muhasebe kaydı tutma, çağrı merkezi ve veri saklama hizmeti alanlarında faaliyette bulunan hizmet işletmeleri ile

- İlgili bakanlığın izni ve denetimine tabi olarak eğitim ve sağlık alanında faaliyet gösteren ve Türkiye'de yerleşmiş olmayan kişilere hizmet veren işletmelerin,

münhasıran bu faaliyetlerinden elde ettikleri kazancın %50'sinin beyan edilen gelirden veya kurum kazancından indirimine olanak sağlanmaktadır.

Bu teşvik Tasarıda istisna düzenlemesi olarak aynen korunmaktadır.

İndirimin istisna olarak düzenlenmesi, kazancın yeterli olmadığı veya faaliyet sonucunun zarar olması halinde de istisnanın sonraki yıllara taşınmasına olanak sağlamktadır.

15. Korumalı işyeri indirimi

Tasarıyla, korumalı işyeri indirimi getirilmektedir.

Yıllık beyannamede bildirilecek gelir veya kazançtan, Engelliler Hakkında Kanun’a göre kurulan korumalı işyerlerinde istihdam edilen engelli çalışanlar için diğer kişi ve kurumlarca karşılanan tutar dâhil yapılan ücret ödemelerinin yıllık brüt tutarının % 100'ü oranında korumalı işyeri indirimi sağlanmaktadır.

İndirim, her bir engelli çalışan için azami beş yıl süreyle uygulanacak ve yıllık olarak indirilecek tutar, her bir engelli çalışan için asgari ücretin yıllık brüt tutarının % 150'sini aşamayacaktır.

16. Kreş ve anaokulu faaliyetine teşvik

Tasarıyla, münhasıran kreş ve anaokulu faaliyetinde bulunacak olan veya mevcut işletme içerisinde çalışanların çocuklarına bakım amacıyla kurulan kreş ve anaokuluna ilişkin kuruluş ve yapım giderlerinin % 100'ü oranında indirim olanağı getirilmektedir.

17. Eğitim kurumlarına sağlanan teşvik

Mevcut Gelir ve Kurumlar Vergisi Kanunlarında eğitim kurumları için öngörülen beş yıllık kazanç istisnası, Tasarıda da aynen korunmaktadır.

18. Ticari kazançtan indirilemeyecek giderler

a) Finansman gider kısıtlaması

Finansman gider kısıtlamasına ilişkin mevcut düzenleme korunmaktadır.

Mevcut düzenlemede olduğu gibi, kullanılan yabancı kaynakları öz kaynaklarını aşan işletmelerde, aşan kısma münhasır olmak üzere, işletmede kullanılan yabancı kaynaklara ilişkin faiz, komisyon, vade farkı, kâr payı, kur farkı ve benzeri adlar altında yapılan gider ve maliyet unsurları toplamının % 10'unu aşmamak üzere Bakanlar Kurulunca kararlaştırılan kısmı gider kabul edilmeyecektir.

Kredi kuruluşları, finansal kuruluşlar, finansal kiralama, faktoring ve finansman şirketleri tasarıda da bu uygulamanın kapsamı dışında tutulmaktadır.

b) Bazı ilan ve reklam giderleri

Her türlü alkol ve alkollü içkiler ile tütün ve tütün mamullerine ait ilan ve reklam giderlerinin kazançtan indirimi kabul edilmemektedir.

c) Tazminatlar

Teşebbüs sahibi veya serbest meslek erbabı tarafından işlenen suçlardan doğan tazminatların ticari kazançtan indirilemeyeceğine ilişkin kural, kusursuz sorumluluk halinde ödenen tazminatı kapsamayacak şekilde yeniden düzenlenmektedir.

d) Bazı deniz ve hava taşıtlarının gider ve amortismanları

Tasarıyla, kiralanan veya işletmede kayıtlı olan yat, kotra, tekne, sürat teknesi gibi motorlu deniz taşıtları, uçak ve helikopter gibi hava taşıtlarının gider ve amortismanlarının indiriminde, mevcut düzenlemede de yer alan, bu araçların işletmenin esas faaliyet konusu ile ilgili olması koşulu yanında bu tür giderlerin işin önem ve hacmiyle mütenasip olması koşulu da getirilmektedir.

e) Transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü olarak dağıtılan kazançlar

Mevcut düzenlemede olduğu gibi, transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü olarak dağıtılan kazanç, koşulların gerçekleştiği hesap döneminin son günü itibarıyla dağıtılmış kâr payı veya dar mükellefler için ana merkeze aktarılan tutar olarak tanımlanmaktadır.

Mevcut düzenlemeden farklı olarak, maddede “Gelir ve Kurumlar Vergisi kanunlarının uygulamasında” ifadesine yer verilmemektedir. Bu yazım şeklinin, örtülü olarak aktarılan kazanç tutarının diğer kanunların uygulamasında da kâr payı olarak kabul edilmesi sonucunu doğurabileceği düşünülmektedir. Bu sonuç, özellikle KDV indirimi açısından önemlidir.

f) Örtülü sermaye üzerinden ödenen faizler

Benzer şekilde, mevcut düzenlemede olduğu gibi, örtülü sermaye üzerinden ödenen faiz ve benzerleri, örtülü sermaye koşullarının gerçekleştiği hesap döneminin son günü itibariyle dağıtılmış kâr payı olarak tanımlanmakta, burada da “Gelir ve Kurumlar Vergisi kanunlarının uygulamasında” ifadesine yer verilmemektedir.

g) İhracatçılarda götürü gider uygulaması

İhracat, yurt dışında inşaat, onarım, montaj ve taşımacılık faaliyetlerinde bulunanların, bu faaliyetlerden döviz olarak elde ettikleri hâsılatın binde beşi ile sınırlı olarak dikkate alabildikleri götürü gider, bu işlerle ilgili fiilen katlanılan ancak tevsik edilemeyen giderleriyle sınırlandırılmaktadır.

Düzenlemeyle bir bakıma Genel tebliğde yer alan ifade Kanun’a taşınmaktadır.

19. Dar mükelleflerde ihracat istisnası

İş merkezi Türkiye'de bulunmayanlardan, ihraç edilmek üzere Türkiye'de satın aldıkları malları Türkiye'de satmaksızın yabancı ülkelere gönderenlerin bu işlerden doğan kazançları için uygulanan ihracat istisnasının devamı öngörülmektedir.

20. Menkul sermaye iratlarının vergilendirilmesi

Mevcut Gelir Vergisi Kanunu’nun geçici 67. maddesinde yer alan, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçlarının vergilendirilmesine ilişkin düzenleme kalıcı hale getirilerek aynen korunmaktadır.

21. Taşınmaz ve iştirak hissesi satışında istisna uygulaması

Kurumların en az iki yıl süre ile sahip oldukları taşınmaz ve iştirak hisselerinin satışından elde edilen kazançların % 75’ini vergiden istisna tutan düzenleme değiştirilerek, kazancın istisna tutulacak kısmı elde tutma süresine bağlı olarak kademelendirilmektedir.

Düzenlemeyle ayrıca, istisnanın ticari kazancını bilanço esasına göre tespit eden gerçek kişiler için de uygulanması öngörülmektedir.

Öngörülen düzenlemeye göre, ticari kazancını bilanço esasına göre tespit eden gerçek kişiler ile kurumların aktiflerindeki taşınmazlar, iştirak hisseleri, kurucu senetleri, intifa senetleri ve rüçhan haklarının,

- İki tam yıldan sonra satışından doğan kazançların % 40’ı,

- Üç tam yıldan sonra satışından doğan kazançların % 50’si,

- Dört tam yıldan sonra satışından doğan kazançların % 60’ı,

- Beş tam yıldan sonra satışından doğan kazançların % 75’i,

gelir vergisinden müstesna olacaktır.

Tasarının geçici maddesiyle, kurumların aktiflerine kayıtlı iktisadi kıymetlerden Kanun’un yayımı tarihi itibariyle iki yıl süreyle elde bulundurulmuş olanların, Kanun’un yayımı tarihinden sonra elden çıkarılmasında, yukarıda yer alan oranların yerine % 75 oranının uygulanması öngörülmüştür.

Uygulamada farklılık yaratmamakla birlikte, çeşitli şekillerde iktisap edilen hisse senetlerinin elde etme tarihi özel olarak düzenlenmektedir. Bu çerçevede Tasarıda;

- Bedelsiz olarak veya rüçhan hakkı kullanılmak suretiyle itibarî değeriyle elde edilen hisse senetlerinin elde edilme tarihi olarak, sahip olunan eski hisse senetlerinin elde edilme tarihinin,

- Devir veya bölünme suretiyle devralınan taşınmazlar, iştirak hisseleri, kurucu senetleri ve intifa senetleri ile rüçhan haklarının satışında sürelerin hesabında, devir olunan veya bölünen kurumda geçen sürelerin,

dikkate alınması öngörülmektedir.

22. Yurt dışı kazanlarda iştirak ve şube kazançlarında istisna

Kurumların, yurt dışı iştirak kazançları, yurt dışı şube kazançları ve yurt dışı iştirak hisselerinin elden çıkartılmasından doğan kazançları, mevcut Kurumlar Vergisi Kanunu’nda yer alan koşullar çerçevesinde gelir vergisinden müstesna tutulmaktadır.

23. Yabancı fon kazançlarının vergilendirilmesi

Yabancı fon kazançlarının vergilendirilmesiyle ilgili olarak mevcut Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 5/A maddesinde yer alan hüküm, tasarıda aynen yer almaktadır.

Düzenlemeyle, yabancı fonların, SPK tarafından verilen portföy yöneticiliği yetki belgesine sahip tam mükellef şirketler aracılığıyla, her türlü menkul kıymet ve sermaye piyasası aracı, vadeli işlem ve opsiyon sözleşmesi, kredi ve benzeri finansal varlıklar ve kıymetli maden borsalarında yapılan emtia işlemlerinden elde ettikleri kazançları nedeniyle, maddede belirtilen şartlan birlikte gerçekleştirmesi halinde, portföy yöneticiliği yapanların; söz konusu fonlar için daimi temsilci, bunların işyerleri de bu fonların işyeri veya iş merkezi olarak sayılmayacağı hükme bağlanmaktadır. Bu kazançlar için beyanname verilmeyecek, diğer kazançlar nedeniyle beyanname verilmesi halinde bu kazançlar beyannameye dahil edilmeyecektir.

24. Zirai kazançların vergilendirilmesi

Gerçek usulde vergilendirilen ve işletme büyüklüğü ölçülerini en az % 50 oranında aşan çiftçi ve çiftçi sayılanların yanında çalışan işçilerin asgari ücrete tekabül eden ücretleri için vergi indirimi getirilmektedir. Düzenlemeye göre, bu tutar üzerinden hesaplanan gelir vergisi, verilecek muhtasar beyanname üzerinden tahakkuk eden vergiden indirilmek suretiyle terkin edilecektir.

Tasarıda ayrıca, zirai işletmeye dahil olan iktisadi kıymetler için farklı amortisman oranı öngörülmüştür. Tarımda kullanılan iktisadi kıymetlerin daha kısa sürede itfa edilebilmesi için, bu kıymetler için amortisman oranının iki katı esas alınarak hesaplanan amortismanlar gider yazılabilecektir.

25. Gelirin toplanması ve beyanı

Tam mükellef kurumlarda esas olarak gelirin toplanması ve beyan esasında bir değişiklik yapılmamaktadır. Yapılması öngörülen düzenlemede;

- Tam mükellef kurumların, kazançlarının tamamının yıllık beyanname ile bildirimi,

- Kooperatiflerin gelirlerinin münhasıran Türkiye'de kesinti suretiyle vergilendirilmiş taşınmaz kira gelirlerinden ibaret olması halinde, bu gelirler için beyanname verilmemesi,

öngörülmektedir.

Tam mükellef gerçek kişilerde gelirin toplanması ve beyanı esasları yeniden düzenlenmektedir. Yapılan düzenleme özetle;

a) Bütün gelir unsurlarından, bir takvim yılı içinde elde edilen gelirler için ilke olarak yıllık beyanname verilmesini ve beyanı gereken gelirlerin yıllık beyannamede toplanmasını,

b) Ticari kazanç sahipleri, gerçek usulde vergilendirilen zirai kazanç sahipleri ve serbest meslek erbabının, bu faaliyetlerden kazanç temin edilmemiş olsa da yıllık beyanname vermelerini,

c) Gayrimenkul sermaye iradı, diğer kazanç ve iratlar, telif kazançları veya ücretlerden, gelir unsurları itibarıyla herhangi birinin, 188.000 lirayı aşması halinde, maddede sayılanlar dışında kalan diğer gelirlerin tamamının bu gelirlerle birlikte, yıllık beyannamede toplanmasını,

> Aşağıda belirtilen gelirler için yıllık beyanname verilmemesini, diğer gelirler için beyanname verilmesi halinde de bu gelirlerin beyannameye dâhil edilmemesini;

- Gerçek usulde vergilendirilmeyen zirai kazançlar, emekli sandıkları, yardım sandıkları ile sigorta ve emeklilik şirketleri tarafından ödenen irat tutarları, bireysel emeklilik sisteminden ödenen irat tutarları ile kazanç ve iratların istisna hadleri içinde kalan kısmı

- Türkiye’de kesinti suretiyle vergilendirilmiş tahvil ve bono faizleri, mevduat faizleri, repo gelirleri ile tasarının 62. Maddesi kapsamında kesinti suretiyle vergilendirilmiş menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçlarından elde edilen gelirler,

> Yukarıda (c) bölümünde yer alan sınır içerisinde olmak koşuluyla, aşağıda belirtilen gelirler için yıllık beyanname verilmemesini, diğer gelirler için beyanname verilmesi halinde de bu gelirlerin beyannameye dâhil edilmemesini;

- 188.000 lirayı aşmayan tek işverenden elde edilen ücretler,

- Toplamı, 94.000 lirayı aşmayan birden fazla işverenden alınan ücretler (Birden fazla işverenden alınan ücretlerde, birden sonraki işverenden alınan ücretlerin toplamının 26.000 lirayı aşması halinde birinci işverenden alınan da dâhil ücretlerin tamamı beyan edilir.),

- Bir takvim yılı içinde elde edilen ve toplamı 1.390 lirayı aşmayan, stopaja tabi olmayan menkul ve gayrimenkul sermaye iratları (Diğer gelirler nedeniyle beyanname verilmesi gerekli olan durumlarda bu bent hükmü uygulanmaz.),

- Yukarıda sayılan şartlan taşıyanlar dışındaki beyana dâhil edilmesi gereken gelirler toplamının, 26.000 lirayı aşmaması şartıyla, Türkiye'de kesinti suretiyle vergilendirilmiş birden fazla işverenden elde edilen ücretler, menkul ve gayrimenkul sermaye iratları.

- Tasarıda, dar mükellefiyette gelirin toplanması ve beyan esasları konusunda bir değişiklik bulunmamaktadır. Tasarıya göre, tamamı Türkiye'de kesinti suretiyle vergilendirilmiş olan; ücretler, serbest meslek kazançları, menkul ve gayrimenkul sermaye iratları, diğer kazanç ve iratlar ile kazanç ve iratların istisna hadleri içinde kalan kısmı için beyanname verilmesi gerekmemektedir.

26. Eğitim ve sağlık harcamaları indirimi

Mevcut Kanun’da yer alan eğitim ve sağlık harcamalarının beyan edilen gelirden indirimi, vergi indirimi haline dönüştürülerek ve sağladığı vergi avantajı önemli ölçüde yok edilerek korunmaktadır.

Düzenlemeye göre, mükellefin kendisi, eşi ve çocuklarına ilişkin olarak yapılan eğitim ve sağlık harcamalarının vergi tarifesinin ilk gelir dilimine uygulanan oran ile çarpılmasıyla bulunan tutar, hesaplanan vergiden mahsup edilecektir. Öte yandan harcama tutarı, yıllık beyannamede bildirilen gelir ve kazancın indirime esas tutarının % 15'ini ve asgari ücretin yıllık tutarını aşamayacaktır.

Yapılmak istenen düzenlemeyle, gelir tutarına bağlı olarak artan oranlı tarifenin sağladığı avantajın yok edilmek istendiği, bütün mükelleflere aynı oranda avantaj sağlandığı görülmektedir.

27. Diğer konular

Yukarıda esas olarak mevcut düzenlemelerde yapılması öngörülen düzenlemeler özetlenmiştir. Değişiklik olmayan konulara, bazı istisnai durumlar dışında girilmemiştir. Değişiklik olmayan bazı konular aşağıda listelenmiştir:

a) Tasarı, vergiden istisna kurum kazançlarının birçoğuyla ilgili değişiklik öngörmemektedir. Bu çerçevede örneğin;

- İştirak kazançları istisnası

- Yurt dışı iştirak kazancı istisnası

- Yurt dışı şube kazançları istisnası

- Yurt dışı iştirak hissesi satış kazancı istisnası

- Emisyon primi istisnası

- Yurt dışı inşaat, onarma ve teknik hizmetlerden elde edilen kazançlara ilişkin istisna

- Yatırım fon ve ortaklıklarının istisna kazançları

- Kooperatiflerin risturn istisnası

konularında değişiklik yapılmamaktadır.

b) Kurumların tasfiye, devir, birleşme, bölünme hisse değişimi konularını düzenleyen maddelerde herhangi bir değişiklik öngörülmemiştir.

c) Kontrol edilen yabancı kurum kazancına ilişkin düzenleme aynen korunmaktadır.

d) Dar mükelleflerin ulaştırma işlerinden elde edilen kazançlarının vergilemesi konusunda tasarıda bir değişiklik bulunmamaktadır.

e) Zarar mahsubuna ilişkin düzenlemelerde esas olarak bir değişiklik bulunmamaktadır. Ancak tasarıda gerçek kişilerin yurt dışı zarar mahsubunda bir sınırlama yapılmakta, tasarıda yurt dışında gerçekleşen ticari, zirai ve mesleki faaliyetten doğan zararların mahsup edileceği yer almaktadır.

f) Verginin tarh işlemlerine, tarh zamanına ve vergi mahsuplarına ilişkin olarak bir değişiklik öngörülmemektedir.

28. Yürürlük

Tasarının yürürlük maddesinde, Kanun’un 01.01.2014 tarihinden itibaren elde edilen kazanç ve gelirlere uygulanmak ve bu tarihten itibaren geçerli olmak üzere yayımı tarihinde yürürlüğe girmesi öngörülmüştür.

NOT:

1. Yukarıda yapılan açıklamalar tamamen Kanun Tasarısı dikkate alınarak yapılmış olup, henüz yapılmış bir yasal düzenleme yoktur. Tasarının TBMM sürecinde ve sonrasında yaşanan gelişmeler ve olası değişiklikler her aşamasında duyurulacaktır.

2. Bültende, vergi tarifesine yapılan atıflar aynen tekrarlanmamış, öngörülen tarifede yer alan tutarlar kullanılmıştır. Tarifenin değişmesi halinde, tarifeye bağlı olarak belirlenen tutarlar da değişecektir.

3. Esnaf muaflığı, basit usulde vergileme, diğer ücretlerin vergilemesi ve vergiden muaf iktisadi kamu kurumlarına ilişkin konulara ve benzeri konulara bültende yer verilmemiştir.


İlgili Kanun Tasarısına aşağıdaki bağlantı yardımıyla ulaşabilirsiniz.

Gelir Vergisi Kanunu Tasarısı


Bülteni bilgisayarınıza indirmek için tıklayınız.


Saygılarımızla,

Recep Bıyık

Mevzuat Eğitim ve Araştırma Başkanı, YMM




Okunma sayısı: 3072  
Kullanıcı Yorumları
Hiç yorum yazılmamış. İlk yazan siz olmak ister misiniz?
 

Güncel

TC. Resmi Gazete

30 Eylül 2016
Gazete Içerigi

Mini Anket

Vergi Borçlarının Yeniden Yapılandırılmasıyla İlgili Kanun Hakkındaki Düşünceniz Nedir?


Sonuçlar Diğer Anketler