29/07/2010 - Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK)
araştırmasına göre, Türkiye’de gelir dağılımında değişim gözlenmedi. En yoksul
yüzde 20 ile en zengin yüzde 20 arasındaki gelir farkı, 2008’de, bir önceki
yılda olduğu gibi 8,1 katta kaldı.
Araştırma verilerine göre, kurumsal olmayan nüfusun yüzde
58,7’si, "iki günde bir et, tavuk ya da balık içeren yemek"
yiyemiyor. Yüzde 45,5’i yeni giysiler alamıyor. Yüzde 88,8’i, "evden
uzakta bir haftalık tatil" yapamıyor.
Araştırmanın gerçekleştirildiği 2008 yılı itibariyle
Türkiye’de 69 milyon 231 bin kurumsal olmayan nüfus bulunuyor. Kurumsal olmayan
sivil nüfus, kurumsal yerlerde değil, hanelerde ikamet eden nüfus anlamına
geliyor. Başka bir deyişle, okul, yurt, otel, çocuk yuvası, huzurevi, özel
nitelikteki hastahane, hapishane, kışla ya da orduevinde ikamet edenler dışında
kalan nüfusu ifade ediyor.
ARAŞTIRMA
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2008 Gelir ve Yaşam
Koşulları Araştırması sonuçlarını açıkladı.
Eşdeğer hanehalkı kullanılabilir gelirlere göre oluşturulan
yüzde 20’lik gruplarda, en yüksek gelire sahip son gruptakilerin toplam
gelirden aldığı pay yüzde 46,7, en düşük gelire sahip ilk gruptakilerin toplam
gelirden aldığı pay ise yüzde 5,8 oldu.
Buna göre, son yüzde 20’lik grubun toplam gelirden aldığı
pay, ilk yüzde 20’lik gruba göre bir önceki yıl olduğu gibi 8,1 kat olarak
hesaplandı.
"Eşdeğer hane halkı kullanılabilir gelir
dağılımı"nda bireysel refah ön plana çıkıyor. Dolayısıyla hesaplamalarda
hane halkının toplam geliri kadar hane içindeki fert sayısı da önem taşıyor.
Hane halkının toplam kullanılabilir geliri, hanedeki fert sayısı dikkate
alınarak bireysel gelire dönüştürülüyor. Doğru karşılaştırma için de eşdeğerlik
ölçeği kullanılarak her bir hane halkı bütünlüğünün, kaç yetişkine eşdeğer
olduğu tespit ediliyor.
DEĞİŞİM YOK
Gelir dağılımı eşitsizlik ölçütlerinden "gini
katsayısı" da 2008 yılı için 0,41 olarak hesaplandı. Söz konusu oran da
2007 yılına göre farklılık göstermedi.
Katsayı, kentsel yerleşim yerleri için 0,40, kırsal yerleşim
yerleri için ise 0,38 olarak tespit edildi.
Gini katsayısı sıfıra yaklaştıkça gelir dağılımında
eşitliği, 1’e yaklaştıkça gelir dağılımnda bozulmayı ifade ediyor.
Gelirin nüfusa dağılımındaki eşitsizliğin grafik gösterimi
olan "Lorenz eğrisi" de 2007 ve 2008 araştırma sonuçlarına göre gelir
dağılımında değişim olmadığını eğrilerdeki çakışmayla gösteriyor.
EN DÜŞÜK ORTALAMA
GÜNEYDOĞU ANADOLU BÖLGESİNDE
Türkiye’de ortalama yıllık hanehalkı kullanılabilir geliri,
2008’de 19 bin 328 YTL, ortalama yıllık eşdeğer hanehalkı kullanılabilir gelir
ise 8 bin 372 YTL olarak belirlendi.
İstanbul Bölgesi, 11 bin 881 YTL ile ortalama yıllık eşdeğer
hanehalkı kullanılabilir geliri en yüksek bölge oldu. Bunu, 9 bin 852 YTL’lik
ortalama gelir ile Doğu Marmara Bölgesi izledi. En düşük ortalamaya sahip bölge
ise 4 bin 193 YTL ile Güneydoğu Anadolu Bölgesi oldu.
Maaş-ücret gelirleri, yüzde 41,9 ile toplam gelir içinde en fazla
paya sahip gelir türü olarak belirlendi. Bunu, yüzde 22,4’lük oranla
müteşebbislik gelirleri takip etti.
Sosyal transferler içinde de emekli ve dul-yetim aylıkları
öne çıktı. Emekli ve dul-yetim aylıkları, sosyal transferlerin yüzde 94,5’ini
oluşturdu.
NÜFUSUN YÜZDE 16,7’Sİ
YOKSULLUK SINIRININ ALTINDA
Eşdeğer hanehalkı kullanılabilir gelirleri kullanılarak
çeşitli göreli yoksulluk sınırları da hesaplandı.
Buna göre, eşdeğer hanehalkı kullanılabilir medyan gelirin
yüzde 50’si dikkate alınarak belirlenen yoksulluk sınırına göre nüfusun yüzde
16,7’si, yoksulluk riski altında. Kentsel ve kırsal yerler için ayrı ayrı
hesaplanan yoksulluk sınırlarına göre, kentsel yerlerde oran yüzde 15,2, kırsal
yerlerde yüzde 14,2 olarak hesaplandı.
YAŞAM KOŞULLARI
GÖSTERGELERİ
TÜİK araştırmasına göre, kurumsal olmayan nüfusun yaşam
koşullarına ilişkin bazı göstergeler şöyle:
- Yüzde 61’i kendilerine ait konutta oturuyor.
- Yüzde 39’unun konutunda "sızdıran çatı, nemli
duvarlar, çürümüş pencere çerçevesi ve benzeri" sorunlar söz konusu.
- Yüzde 38,5’inin oturduğu konutta "izolasyondan dolayı
ısınma sorunu" yaşanıyor.
- Yüzde 57,7’sinin hanesinin taksit ödemeleri ve borçları
(konut alımı ve konut masrafları dışında) bulunmakta, bu borç ödemeleri, yüzde 25’inin
hanesine çok yük getiriyor.
- Yüzde 88,8’i "evden uzakta bir haftalık tatili",
yüzde 71,1’i "beklenmedik harcamalarını" ve yüzde 82,6’sı
"yıpranmış ve eskimiş mobilyalarını yenileme ihtiyacını" ekonomik
nedenlerle karşılayamıyor.
- Yüzde 58,7’si "iki günde bir et, tavuk ya da balık
içeren yemek" yiyemiyor.
- Yüzde 45,5’i "yeni giysiler" alamıyor.
TABLO
Eşdeğer hane halkı kullanılabilir gelire göre sıralı yüzde
20’lik gruplar:
Türkiye Kent Kır
Yüzde 20’lik Fert Grupları 2007
2008 2007 2008
2007 2008
-------------------------- -----
----- ----- -----
----- -----
Toplam 100,0 100,0
100,0 100,0 100,0 100,0
İlk yüzde 20 5,8 5,8
6,2 6,1 6,4
6,5
İkinci yüzde 20 10,6 10,4
11,0 10,7 11,1
10,8
Üçüncü yüzde 20 15,2 15,2
15,3 15,3 16,0
15,6
Dördüncü yüzde 20 21,5 21,9
21,2 21,9 22,3
22,5
Son yüzde 20 46,9 46,7
46,2 46,0 44,2
44,5
Gini katsayısı 0,41 0,41
0,39 0,40 0,38
0,38
Son yüzde 20/İlk yüzde 20 8,1
8,1 7,5 7,5
6,9 6,8
Avrupa Birliği uyum çalışmaları kapsamında 2006 yılında
uygulamaya başlanan araştırma kapsamında 2008’de 12 bin 341 örnek hanehalkından
11 bin 228’iyle anket yapıldı, örnek hanehalklarında yaşayan 15 ve yukarı
yaştaki 31 bin 242 fertle görüşme gerçekleştirildi.
(AA)
|