07/03/2010 -İstanbul Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler
Odası'nın (İSMMMO) raporuna göre, 1999 yılında kadınlarda yüzde 30 olan
işgücüne katılma oranı 4 puan azalarak 2009 sonunda yüzde 26'ya geriledi
İSMMMO'nun TÜİK'in Hane halkı İşgücü Anketi, Kazanç
İstatistikleri, Yaşam Memnuniyeti Araştırması 2009 sonuçları, Parlamentolar
Birliği (IPU - Inter-Parliamentary Union), İçişleri Bakanlığı, Yüksek Seçim
Kurulu ve TBMM verilerinden yararlanarak, hazırladığı "Kadınım, İşsizim,
Mutsuzum" raporu açıklandı.
Rapora göre, Türkiye'nin 2009 sonu itibarıyla 72 milyon 561
bin 312 kişilik nüfusunun 36 milyon 98 bin 842'sini kadınlar oluştururken, 1999
yılında kadınlarda yüzde 30 olan iş gücüne katılma oranı 4 puan azalarak 2009
sonunda yüzde 26'ya geriledi.
Kadınlarda iş gücüne dahil olmama nedenlerinin başında ev
işleriyle meşgul olmak geldi. Bu nedenle çalışma yaşamının dışında kalan ev
kadınlarının sayısı 2009 yılında 12 milyon 101 bin kişi oldu.
Çalışamaz halde olan kadın sayısı 2 milyon 143 bin olurken,
eğitim nedeniyle iş gücü dışında kalan kadın sayısı 1 milyon 832 bin kişi
olarak kayıtlara geçti.
İş bulma umudu olmayan kadın sayısı 310 bin olarak
saptanırken, 2 milyon 251 bin kadının diğer sebeplerle iş gücü dışında olduğu
belirlendi.
1999 yılındaki yüzde 6,3'lük kadın işsizlik oranı 2009'da
yıllık ortalama yüzde 14,3'e çıktı. 2009 yılının Kasım'ında 3 milyon 471 bin
işsizin yaklaşık üçte birini (yüzde 28,2) kadınlar oluşturdu. 10 yılda kadın
istihdamı ise yüzde 27,7'den yüzde 22,3'e düştü.
Toplam 979 bin kişilik kadın işsizlerin yüzde 38,7'sini
15-24 yaş grubundaki genç işsizler oluşturdu. 1999 yılında yüzde 14,1 olan
kadınlarda genç işsizlik oranı geçen yıl yüzde 25'e çıktı.
CİNSİYETLER ARASI
ÜCRET FARKLILIĞI
Rapora göre kadınlar da krizden payını aldı. Bir yılda 245
bin kadın işsizler ordusuna katıldı. Kadınların yüzde 18,4'ünün geliri, yüzde
25,4'ünün ise tasarrufları azaldı. Yüzde 25,9'u borçlanırken, yüzde 22,7'si
tatil ve eğlence masraflarını kıstı.
Yaşanan kriz nedeniyle yüzde 59,5'i daha ucuz ürün tüketmeye
yöneldi. Yüzde 1,9'u otomobil, yüzde 0,6'sı ise ev, arsa, veya yazlık satmak
zorunda kaldı. Çeşitli nedenlerle göç edenlerin oranı yüzde 2,3 olarak
belirlendi.
İlkokul ve altı mezunu kadınlarda 2006 itibarıyla aylık
ortalama brüt ücret 650 lira iken erkeklerde bu rakam 784 lira oldu. Meslek
lisesi mezunu bir kadın aylık ortalama 944 lira brüt maaşa çalışırken erkekler
1.298 lira aldı.
Kadınlar, yüksek okul ve üstü bir eğitim almış olsa da
erkeklerle arasındaki ücret farkı azalmadı. Yüksek okul mezunu bir kadın 1.837
lira ortalama brüt ücret alırken, erkekler 2 bin 231 liraya mesai yaptı.
Cinsiyetler arası ücret farklılığı eğitim durumuna göre yüzde 7 ile yüzde 18,7
arasında kadınlar aleyhine farklılık gösterdi. Parasal kazancı bulunmayan
kadınların oranı ise yüzde 19,7'den yüzde 25,6'ya yükseldi.
İLKÖĞRETİMDE KIZ
ÇOCUKLARININ OKULLAŞMA ORANI YÜZDE 95,97
Rapora göre, 2009 sonu itibarıyla okuma yazma bilmeyen kadın
sayısı 3 milyon 730 bin 553 olarak TÜİK kayıtlarına geçti. Okuryazar olup da
bir okul bitirmeyen kadın sayısı ise 6 milyon 917 bin 210 kişi oldu.
Türk kadınının 9 milyon 425 bin 275'i ilkokul, 3 milyon 463
bin 295'i ilköğretim, 989 bin 470'i ortaokul veya dengi okul, 4 milyon 339 bin
681'i lise veya dengi okul bitirdi. 1 milyon 775 bin 309 kadın yüksek okul veya
fakülte mezunu olurken, 113 bin 417 kadın yüksek lisans, 26 bin 516'sı doktora
yaptı. Resmi verilerde eğitim konusunda hiçbir bilgi bulunmayan kadın sayısı
ise 1 milyon 656 bin 60 kişi olarak yer alıyor.
İlköğretimde kız çocuklarının okullaşma oranı Türkiye
genelinde yüzde 95,97 olarak gerçekleşirken, orta öğretimde bu rakam yüzde 56,30.
Kız çocuklarının ilköğretimde okullaşma oranının en düşük
olduğu ilk beş kent sırasıyla Bitlis, Van, Hakkari, Muş, Şanlıurfa. Söz konusu
illerde ilköğretimdeki okullaşma oranı yüzde 88 ile yüzde 84 arasında
değişiyor.
Halen 32 milyon 70 bin 477 kadının yüzde 7,7 (3 milyon 943
bin 222) hala okuma yazma bilmeyenler arasında.
BELEDİYE
BAŞKANLIKLARININ YÜZDE 0,9'U KADINLAR TARAFINDAN DOLDURULDU
Rapora göre, 2007 seçimlerinde TBMM'ye giren kadın
milletvekillerinin oranı ilk kez yüzde 9,1 ile Cumhuriyet tarihinin en yüksek
seviyesine ulaştı. 2007'deki bu gelişme ile Türkiye, kadın parlamenter
sırasında 187 ülke arasında 109. sırada yer aldı.
1990 yılındaki kabinede bir kadın bakan yer alırken sonraki
yıllarda kurulan hükümetlerdeki kadın bakan sayısı hiçbir zaman ikiyi aşmadı.
Rapora göre, 1999 ile 2004'te yapılan yerel seçimlerde 18
belediyeye kadınlar başkanlık yaptı. 2009 yılında ise bu sayı 27'ye yükseldi.
İl genel meclislerinde de benzer gelişme yaşandı. Belediye ve il genel
meclislerindeki olumlu gelişmeye rağmen, 2009 yılı itibarıyla Türkiye'deki
belediye başkanlıklarının sadece yüzde 0,9'u, belediye meclis üyeliklerinin
yüzde 4,2'si il genel meclisi üyeliklerinin ise yüzde 3,3'ü kadınlar tarafından
dolduruldu.
KADINLARA YÖNELİK
FİZİKSEL VE CİNSEL ŞİDDET
Türkiye'de Kadına Yönelik Aile İçi Şiddet araştırmasına
göre, 2008 yılında 15-24 yaş grubu arasındaki genç kızların yüzde 35,3'ü
yaşamının herhangi bir döneminde fiziksel veya cinsel şiddete maruz kaldığını
belirtirken, 45-49 yaş grubundaki kadınlarda bu oran yüzde 47,9'u buluyor.
Kuzeydoğu Anadolu Bölgesi yüzde 57,1'lik oranla kadına
yönelik şiddetin en yoğun olarak yaşandığı bölge olurken, Batı Marmara yüzde
26,2 ile bu şiddetin en az uygulandığı bölge oluyor. Kadınlara yönelik fiziksel
veya cinsel şiddet konusunda Türkiye ortalaması ise yüzde 41,9.
Rapora göre, 1999 ile 2008 yılları arasında çeşitli
nedenlerle toplam 1 milyon 107 bin 714 kişi ceza infaz kurumlarında hüküm
giyerken, bunların yüzde 2,65'i kadınlardan oluştu. 10 yılda işlenen suçlar
nedeniyle hapis veya para cezasına çarptırılan kadın sayısı 29 bin 398 olarak
kayıtlara geçti. 2008'de cezaevine giren kadınların 2 bin 598'i kentlerde, 76'sı
ise köylerde ikamet ediyordu.
"KADININ ÇALIŞMA
YAŞAMINA KATILIMI ÖZENDİRİLMELİ"
İSMMMO Başkanı Yahya Arıkan da rapora ilişkin
değerlendirmesinde, kız çocuk eğitiminin ve kadının çalışma yaşamına
katılımının özendirilmesi gerektiğini belirtti.
Eğitimde yürütülen kampanyalarla ilköğretimde kız
çocuklarının okullaşma oranının Türkiye genelinde yüzde 95,97 olarak
gerçekleştiğine dikkati çeken Arıkan, orta öğretimde bu rakamın yüzde 56,30'lara
takılı kaldığını ifade ederek, "İlköğretimde okullaşma oranı yüzde 95'lerde
bulunsa da 36 milyon kadının yüzde 10'u aşan kısmı yani 3.7 milyonu hala okuma
yazma bilmeyen 6,9 milyonu ise sadece okur yazar olanlardan oluştu. Bu tablo
Türkiye'nin çağdaşlaşmasının, kalkınmasının, demokratikleşmesinin önündeki en
büyük engellerden biridir. Çocuklarımız geleceğimiz diyorsak, onları yetiştiren
kadınlarımız da geleceğimizin mimarlarıdır" dedi.
Türkiye'de ilk olarak 1930 yılında belediye seçimlerinde
seçme hakkını kazanan kadınların, milletvekili seçme ve seçilme hakkına da 1934'te
kavuştuğunu anımsatan Arıkan, şunları kaydetti:
"1935 yılında ise 18 kadın TBMM koltuklarında
milletvekili olarak yer aldı. Fransa, Japonya, İtalya, Arjantin, Meksika, Çin,
İsviçre gibi ülkelerde yaşayan kadınlar ise yıllar sonra bu hakka kavuştu.
Ancak, Türkiye'nin bu girişiminin bir türlü devamı gelmedi. 72 yıl sonra
yapılan genel seçimlere kadar Meclis'teki kadın milletvekili oranı 1935 yılı
düzeyine ulaşamadı. 72 yıl sonra 50 kadın milletvekili ve yüzde 9,1'lik oranla
yakalanan tarihi başarı(!) ise Türkiye'yi dünyadaki 187 ülke parlamentosu
arasında kadın milletvekili oranı bakımından ancak 109. yapabildi."
(AA) |