Başta
vergi kanunları olmak üzere birçok kanunda değişiklik öngören 28.01.2010 tarih
ve 5951 sayılı, Amme Alacaklarının
Tahsil Usulü Hakkında Kanun İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun,
05.02.2010 tarih ve 27484 sayılı Resmi Gazetede yayımlandı.
Yürütme
ve yürürlük maddeleri hariç, geçici maddelerle birlikte 15 maddeden oluşan Kanun’un;
2 maddesi 6183 sayılı Kanun’la, 2 maddesi Harçlar Kanunu’yla, 1 maddesi 5084
sayılı Kanun’la ilgili olmak üzere toplam 5 maddesi vergi uygulamalarıyla
ilgilidir.
1. Vergi Kanunlarında Yapılan Değişiklikler
a) Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’da Yapılan
Değişiklikler
aa) Ödeme Emrine İtirazla
İlgili Değişiklik
6183 sayılı Kanun’un, ödeme
emrine itiraz edilmesi durumunda, ödeme emrine dayanak olan amme alacağı için
tahsil dairesine teminat gösterilmesi halinde, takip işlemlerinin durdurulmasını
öngören 58. maddesinin üçüncü fıkrası yürürlükten kaldırılmıştır.
Kanun’un gerekçesinde,
20.01.1982 tarihinde yürürlüğe giren İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun tahsilât
işlemlerinden dolayı açılan davalarda takibin durmayacağı hükmü nedeniyle
uygulama olanağı kalmayan düzenlemenin kaldırıldığı belirtilmektedir.
Değişiklik çerçevesinde bundan
sonra teminat gösterilmesi takip işlemlerini durdurmayacaktır. Takip
işlemlerinin durdurulabilmesi ancak, davanın açıldığı idari yargı merciinden yürütmenin
durdurulması kararının alınması halinde mümkün olacaktır.
ab) Vergi Borcunun
Gayrimenkulle Ödenmesine İlişkin Düzenleme
Borcunu ödemede çok zor duruma
düştüğü inceleme raporu ile tespit edilen mükelleflerin vergi borçlarına
karşılık olmak üzere, bunlara ait gayrimenkullerin Maliye Bakanlığınca satın
alınmasına olanak sağlayan 6183 sayılı Kanun’un geçici 8. maddesinde yer alan düzenlemenin
süresi 31.12.2014 tarihine kadar uzatılmıştır.
Esas olarak kamu kurumları ve
kamu kurumu niteliğindeki kurumlar için yaygın uygulama olanağı olan düzenleme,
koşulları sağlayan bütün mükellefler için de başvurulabilecek bir yöntemdir. Kanun’un
TBMM Genel Kurulunda görüşülmesi sırasında Maliye Bakanı tarafından verilen
bilgiden, bu güne kadar; 13 gerçek ve tüzel kişiden 37.636.650 liralık,
101 belediyeden 97.570.158 liralık, kamu kurum ve kuruluşlarından ise 600.085.611
liralık vergi borcuna mahsuben gayrimenkul alındığı anlaşılmaktadır.
Düzenlemeden Kimler
Yararlanabilir?
6183 sayılı Kanun’un geçici 8.
maddesi kapsamında, bu Kanun kapsamına giren borçlarına karşılık olarak
taşınmazları Maliye Bakanlığınca satın alınabilecek olan mükellefler şunlardır:
- İktisadi devlet teşekkülleri,
kamu iktisadi kuruluşları, bunların müesseseleri, bağlı ortaklıkları ve
iştirakleri.
- 5411 sayılı Kanun’a göre
faaliyeti devam eden kamu bankaları.
- Büyükşehir belediyeleri,
belediyeler, il özel idareleri, bunlara ait tüzel kişiler veya bunlara bağlı
müstakil bütçeli ve kamu tüzel kişiliğini haiz kuruluşlar.
- Yukarıda sayılanlar dışında
kalıp da borçlarını ödemede çok zor duruma düştüğü inceleme raporu ile
tespit edilen diğer mükellefler.
Düzenleme Kapsamında Vergi
Borcuna Karşılık Hangi Taşınmazlar Devredilebilir?
6183 sayılı Kanun kapsamına
giren borçlara karşılık olmak üzere Maliye Bakanlığınca satın alınacak
taşınmazların;
- Yukarıda sayılan mükelleflerin
mülkiyetinde bulunması,
- Bu mükelleflerin tüzel kişilik
olmaları halinde, tüzel kişiliğin mülkiyetinde ya da ortaklarının mülkiyetinde
bulunması,
- Taşınmazların üzerinde, amme
borçları dolayısıyla vergi dairesi tarafından konulanlar hariç olmak üzere,
herhangi bir takyidatın bulunmaması,
- İmar planı geçen bölgeler
içinde inşa edilmiş ve kamu hizmetlerinin sunulmasına elverişli bina halinde
bulunması ya da bina inşaasına elverişli arsa veya 5084 sayılı Kanun kapsamında
değerlendirilebilecek arazi ve arsa olması,
gerekmektedir.
Düzenlemeden Yararlanmak İçin
Nasıl Başvurulur?
6183 sayılı Kanun’un geçici 8.
maddesinden yararlanmak isteyen mükelleflerin aşağıdaki belgelerle bağlı
bulundukları vergi dairesine başvurmaları gerekir. Birden fazla vergi dairesine
borç varsa, başvuru tarihi itibariyle yıllık gelir ve kurumlar vergisi yönünden
bağlı bulunulan yer vergi dairesine başvurulması, başvuruda borçların olduğu
diğer vergi dairelerinin de belirtilmesi gerekir.
- 1 seri no.lu Tahsilât Genel
Tebliğinin 8/a no.lu ekinde yer alan örneğe uygun dilekçe (Zor duruma düşen
şirketlerin borçlarının terkinine yönelik olarak taşınmazını teklif eden
ortakların başvurularında, 1 seri no.lu Tebliğin 8/b no.lu ekinde yer alan örneğe
uygun dilekçe.)
- Kanun kapsamındaki borçlara
karşılık olarak önerilen taşınmazların tapu senetlerinin bir örneği.
- Taşınmazı tanıtıcı dokümanlar
(imar durumunu ve binalar için yapı durumunu gösterir belge, takyidat durumunu
da gösterir tapu kayıt örneği, broşür, fotoğraf vb.)
- Bilanço esasına göre defter
tutan mükellefler için, başvuru tarihinden önceki geçici vergi dönemini
kapsayan bilanço, diğer mükellefler için ise 1 seri no.lu Tebliğin 9 no.lu ekinde
yer alan form.
Çok Zor Durum Nedir ve Nasıl
Tespit Edilir?
Şirketlerin vergi borcunu
gayrimenkulle ödeyebilmeleri için çok zor duruma düştüklerinin inceleme
raporu ile tespit edilmesi gerekmektedir.
Vergi borcunu ödemede “çok zor
durumda” olup olunmadığının tespitine yönelik incelemeler vergi denetmenleri
tarafından yapılmakta ve incelemeler yasal düzenleme gereği 1 ay içinde
tamamlanmaktadır.
Mükelleflerin “çok zor
durumda” olup olmadıklarının tespitinde; mükellefler itibariyle 1 seri no.lu
Tebliğde açıklanan çeşitli rasyolar kullanılmakta ve analiz sonucu bulunan
oranların, Tebliğ ile belirlenen oranlarda ya da daha küçük olması şartı
aranmaktadır.
Tebliğde yapılan düzenlemeye
göre, bilanço esasına göre defter tutan mükelleflerin çok zor durumlarının
tespitinde aşağıdaki rasyo kullanılmakta ve sonucun 0,5 veya 0,5’den küçük
bir değerde olması durumunda bu mükelleflerin “çok zor durumda” oldukları
kabul edilmektedir.
(Dönen Varlıklar – Stoklar) / Kısa Vadeli Yabancı Kaynaklar < 0,5
Düzenleme Kapsamında Yapılan
Devirler KDV’ye Tabi midir?
6183 sayılı Kanun’un geçici 8.
maddesi çerçevesinde vergi borçlarına karşılık devredilen taşınmazların ticari,
sınai, zirai ve serbest meslek faaliyetinde bulunan işletmenin aktifine kayıtlı
veya envanterine dahil bulunması halinde bunların teslimi, (KDV Kanunu’nun
17/4-r maddesinde yer alan düzenleme gibi) bazı istisnalar hariç, katma değer
vergisine tabidir.
Ticari, sınaî, zirai ve
serbest meslek faaliyetinde bulunmayan mükellefler tarafından devredilen
taşınmazların teslimi ise yine istisnaları (satışın müzayede mahallinde
yapılması gibi) hariç katma değer vergisine tabi değildir.
Düzenlemeyle İlgili Ayrıntılı
Açıklamalara Nasıl Ulaşabiliriz?
6183 sayılı Kanun’un geçici 8.
maddesinde yer alan düzenlemeyle ilgili olarak 1 seri no.lu Tahsilât Genel Tebliğinin
Üçüncü Kısım Üçüncü Bölümünde ayrıntılı açıklamalar yer almaktadır.
b) Harçlar Kanunu’nda Yapılan Değişiklikler
ba) Finansal Faaliyet
Harçlarına İlişkin Düzenleme
5951 sayılı Kanun’la bazı
finansal faaliyet harçları artırılmış, halen yeni açılan banka şubeleri için açılış
aşamasında bir kereye mahsus olmak üzere ödenen bazı harçların ise her yıl ödenmesi
öngörülmüştür.
Yapılan değişiklik aşağıda
özetlenmiştir:
- Türkiye'de kurulu bankaların
(katilim bankaları dahil) ve yabancı bankalarca Türkiye'de açılan merkez
şubelerine ilişkin izin belgeleri için finansal faaliyet harcı her yıl için
200.000 TL olmuştur (böylelikle 2010 yılı için önceden geçerli olan 148.181,95
TL'lik harç 200.000 TL'ye çıkmıştır).
- Serbest bölgelerde faaliyet
göstermek üzere kurulan bankalar ve açılan yabancı banka şubelerine ilişkin
belgeler (her banka, her şube ve her yıl için) için finansal faaliyet harcı
200.000 TL olmuştur (böylelikle 2010 yılı için önceden geçerli olan 148.181,95
TL'lik harç 200.000 TL'ye çıkmıştır)
- Bütün bankaların, serbest
bölgelerdekiler de dahil olmak üzere açılan şubeleri (yabancı bankalarca
serbest bölgelerde açılan şubeler hariç) için düzenlenen belgelere ilişkin harçlar
(her şube ve her yıl için) bir önceki takvim yılı başındaki nüfusa göre
belirlenmiştir.
- Harç tutarlarının nüfusa göre
dağılımı şu şekildedir;
|
|
Tutar
|
|
Nüfusu 5.000’e kadar olan
belediyelerde
|
12.000
TL
|
|
Nüfusu 5.000 ila 25.000 arasında
olan belediyelerde
|
36.000
TL
|
|
Nüfusu 25.000’den fazla olan
belediyeler ile serbest bölge sınırları içinde
|
48.000 TL
|
Böylelikle 2010 yılı için
önceden 29.635,85 TL olarak belirlenen ve sadece şube açılışında tek seferlik ödenen
harçlar, şubenin faaliyette bulunduğu belediyenin nüfusuna göre artmakta ve her
bir şube için her sene ödenmeye başlanacaktır. Daha önceden 2010 yılı için
ödenen harçlar ile yeni hesaplanacak tutarlar arasındaki fark tutarı 5 Şubat 2010'dan
itibaren tahakkuk etmiş sayılacak ve 1 ay içerisinde ödenmesi gerekecektir.
Dolayısıyla, bankaların ana merkezi için 200.000 TL ile 148.181,95 TL arasındaki
fark ve her bir şubeleri içinde önceki takvim yılı başındaki belediye'nin
nüfusuna göre değişen tutarlarda harç 1 ay içinde ödenmesi gerekmektedir.
Maliye Bakanının TBMM’de
Kanun’un görüşülmesi sırasında yaptığı açıklamadan, finansal faaliyet
harçlarında yapılan değişikliğin, bu harcı ödemekle yükümlü olanlara yaklaşık
400 milyon lira ek yük getirdiği anlaşılmaktadır.
c) 5084 Sayılı Kanun’da Yapılan Değişiklikler
5951 sayılı Kanun’la, 5084
sayılı Kanun çerçevesinde 49 ilde uygulaması yapılan ve 31.12.2007 tarihine
kadar tamamlanan yatırımlar açısından 31.12.2009 tarihinde sona eren sigorta
primi işveren hissesi teşvikinin uygulama süresi, 31.12.2012 tarihine kadar
uzatılmaktadır.
Öte yandan, Kanun’la sadece 31.12.2007
tarihine kadar tamamlanan yatırımlar açısından süre uzatılmıştır. Bu tarihten
sonra tamamlanan yatırımlar için süre zaten 31.12.2012 tarihine kadardır ve Kanun
bu tarihle ilgili bir değişiklik öngörmemektedir.
5084 sayılı Kanun’la
düzenlenen ve süresi uzatılan sigorta primi desteği, 2010 yılı başı itibariyle,
organize sanayi bölgelerinde veya endüstri bölgelerinde bulunan işletmelere,
istihdam edilen her işçi için yaklaşık 142 lira, diğer işletmelere ise yaklaşık
114 lira tasarrufu sağlamaktadır.
5084 sayılı Kanun kapsamında
sigorta primi desteği yanında gelir vergisi stopajı teşviki ve enerji desteği de
yer almakla birlikte, Kanun’la sadece sigorta primi desteğinin süresi uzatılmış,
ücretler üzerinden ödenen gelir vergisi stopajı teşvikinin ve enerji desteğinin
süresi uzatılmamıştır.
Kanun’un yasalaşma süreciyle
ilgili TBMM dokümanlarında, gelir vergisi stopajı teşvikinin uygulama
süresinin, asgari geçim indirimi nedeniyle, bu teşvikin anlamını büyük ölçüde
kaybettiği gerekçesiyle uzatılmadığı anlaşılmaktadır. Bu teşvik 2010 yılı başı
itibariyle, organize sanayi bölgelerinde ve endüstri bölgelerinde bulunan
işletmelere istihdam edilen her işçi için yaklaşık 93 lira, diğer işletmelere
ise yaklaşık 75 lira vergi tasarrufu sağlamaktadır. Asgari geçim indirimi ise
ödenecek vergi tutarını yine her işçi için, işçinin ailevi durumuna bağlı
olarak yaklaşık 55-93 lira azaltmaktadır. Asgari geçim indiriminin gelir
vergisi stopajı teşvikinin önemini bazı durumlarda tamamen yok ettiği
görülmekle birlikte, bazı durumlarda işletmelere ciddi vergi tasarrufu
sağlayabileceği görülmektedir.
Değişikliğin yürürlük
tarihi 01.01.2010 olarak belirlenmiştir. Dolayısıyla Ocak 2010 dönemi için
de sigorta primi işveren hissesi desteği uygulanabilecektir.
2. Diğer Düzenlemeler
5951 sayılı Kanun’la vergi
dışı düzenlemeler de yapılmış olup, bu düzenlemelerden bazıları özetle
şunlardır:
- Kısa çalışma süresinin uzatılması ve kısa çalışma taleplerinin
uygunluk tespiti denetimi için yapılan giderlerin de işsizlik sigortası
fonundan karşılanması öngörülmüştür.
- 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu’nun geçici 9.
maddesinde yer alan ve yeni ek istihdam için sigorta primi desteği öngören
düzenleme değiştirilerek, teşvik süresi bir yıl daha uzatılmıştır.
- Mesleki hizmetler kapsamında çalışacak yabancılara akademik
ve meslekî yeterliliğe ilişkin prosedürün tamamlanması sürecinde ön izin
verilmesi suretiyle yabancı meslek mensuplarının hem denklik ve mesleki
yeterlilik bakımından denetim dışında kalmasının önlenmesi hem de meslekî
unvanlar kullanılmaksızın çalışabilmeleri sağlanmıştır. Kanun’la ayrıca,
mesleki eğitim alanı dışındaki bir görevde istihdam edilecek yabancılar için
ilgili mercilerden mesleki yeterlilik konusunda görüş alınmayacağına ilişkin
düzenleme yapılmıştır.
İlgili Kanun metnine aşağıdaki
bağlantı yardımıyla ulaşabilirsiniz.
Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun İle Bazı kanunlarda
değişiklik Yapılmasına Dair Kanun
Saygılarımızla.
Recep Bıyık
Mevzuat Eğitim ve Araştırma Başkanı